Günümüzde çocuk ve genç sporcuların yüz yüze kaldığı en zorlu mücadele Okul-Dersane-Kulüp üçgeninde istikrarlı bir başarı grafiği çizebilmektir. Çünkü tüm taraflar sporcunun kendisine daha fazla zaman ayırıp diğer uğraşılarından fedakarlık yapmasını beklemektedir. Anne-Babaların tavrı dengeleri belirler,aileler açısından sıralama evrensel doğrudur: Önce Eğitim… Bütün dünyada bu öncelik geçerlidir. Peki sporcular özellikle artık her yıl sınav ve dersane maratonunu içindeyken spor hep pasif mi olmalıdır? Sporcular eksik antrenman sebebiyle tam olarak hazırlanamadıkları müsabakalarda başarısız olduklarında spordan daha hızlı soğumaktadır. Bizim sistemimize adapte etmemiz gereken başlıca kişisel beceri Zaman Yönetim olmalıdır.
Hepimiz aynı 24 saati tüketiriz, bu başlangıç noktası aslında hakemdir, kendimizle yüzleşmemizi sağlar. Sonuçta takım arkadaşınız 24 saat içerisinde sizden daha fazla değer üretebiliyorsa kaçacak bir yer yoktur. İşte bu nokta hayatımızda rekabetin başladığı andır. İster sahada istatistik olarak ister derslerde not olarak değerlendirelim bir rekabet oluşur. Bizi burada diğerini geçmeye sevk eden güdü yarışma ruhudur. Sporun ruhunda kendi sınırlarını zorlayarak rakibini geçmeye çalışmak vardır. Yaptığımız sporda ne kadar yetenekli olsak da hayat becerilerimizi geliştirmezsek sonunda varmak istediğimiz noktaya ulaşamayız.
Hayat becerilerinin başında zaman yönetimi gelir. Spor için en önemli evre Yenilenme (Recover) aşamasıdır. Çünkü spor yaparak vücudumuzu ve zihnimizi zorlarız, yeterince yenilenmezse bir sonraki antrenmanda bir önceki performansımıza ulaşamayız ve zorlanmalar yaşarız. Bu zorlanmalar bizim bir sonraki seviyeye geçişimizi geciktirir ve bir takım yerleşmiş faydasız veya zararlı alışkanlığı da beraberimizde getirmemize yol açar. İşte zaman yönetimi doğru yaşam rutini inşaa edip bedenimizden ve zihnimizden en fazla verimi almamızı sağlar.
Günlük rutininizi oluştururken önce okul, dersane ve antrenman saatlerini yerleştirmelisiniz. Burada önemli bir nokta okulda ya da dersanede olsanız bile antrenmandan en geç iki saat önce yemek yemeniz gerektiğidir. Çünkü verimli bir antrenmanın altın kuralı en geç iki saat önce bol enerji veren besinlerin tüketilmesidir. Eğer antrenmandan önce boş vaktiniz kalıyorsa bu süreyi dolaşarak vücudunuzu yormak yerine evde,dersane de veya okulda etüd yaparak değerlendirebilirsiniz. Bu sizin geç saatlerde yorgun vücutla ders çalışmanızdan daha verimli olacaktır.
Sonuçta bütün sporcular kaçınılmaz seçimler yapmak zorundadır. Eğlence dünyasının cezp edici ürünleri ve spor yapmanın getirdiği sorumluluklar sürekli karşımıza çıkacaktır. Sonuçta hedeflerinize ne kadar bağlıysanız karar vermekte sizin için o kadar kolay olacaktır. Yaşadığınız hayatın koşullarına göre bir yaşam rutini oluşturup bunu istisnasız uygularsanız hem sporda hem de yaşamda rekabet gücünüzü arttırabilirsiniz.
Bugün bir çok profesyonel sporcu yeni başarı hikayeleri yazıyorlar. Hepsi inandıkları hedeflere ulaşmak için kendi hayatlarını düzenleyip bu düzenin içinde yaşıyorlar. Tugay Kerimoğlu Türkiye’de futbolu bırakması tartışıldıktan sonra sekiz yıl dünyanın en fiziksel futbolunun oynandığı Premiere League’de top koşturdu. Futbolu bıraktığında 39 yaşındaydı. Lance Armstrong kanser hastalığına yakalandığında dünyanın 1 numaralı bisiklet sporcusuydu, kansere karşı verdiği savaşı kazandıktan sonra tekrar zirveye çıkarak Sarı Mayo’yu (Fransa bisiklet turunun birincisinin yarışmada giydiği mayo) tekrar kazanabildi. Ortak nokta şu ki bütün elit sporcular hedeflerini belirleyerek zamanlarını bu yönde organize edebiliyorlar, işte bu beceri onları tekrar tekrar başarıya taşıyor. Eğer boşa harcadığınız zamanın farkına varabilirseniz yapabileceklerinizi daha iyi görebilirsiniz. Hala göremiyorsanız herhangi bir alanda sizden daha başarılı olan insanlara bakın, zamanlarını nasıl yönettiklerine bakın o zaman görebilirsiniz.
